Sürdürülebilirlik kavramı, son yıllarda birçok alanla birlikte kullanılmaya başlamıştır. Bunun nedeni bir zorunluluktur. Dünyamızdaki nüfus ve teknolojinin gelişmesiyle artık dünyanın bize sunduğu kaynakların sınırlarına gelinmiştir. Dünya dışı kaynakları daha uzunca bir süre kullanamayacağımıza göre. Yaşamsal faaliyetlerimizi yerine getirirken, sadece dünyanın kendi yaşadığımız bölgesini ve zaman dilimini değil, tüm dünyadaki bölgelerin gelecekteki yaşanabilirliğini de sağlamak durumundayız. İşte bu nedenledir ki sürdürülebilir enerji üretimi, sürdürülebilir balıkçılık ve benzeri gibi kavramlar ortaya çıkmış, bunlar üzerinde sistemler oluşturulmaya başlanmıştır.
İyi tarım uygulamaları kavramı da işte bu çekirdekten ortaya çıkmıştır. İTU, sürdürülebilir tarım kavramının daha ötesine geçerek, üreticiden tüketiciye giden zincir içersinde, sadece bugünü değil geleceği de dikkate alarak zincirin bütün halkalarını düzenleyen bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.
Bu sistemin öne çıkan ana hatları;
· Tarımsal üretim yapılırken çevrenin ve canlıların sağlıklarının dikkate alınması
· Doğal kaynakların korunması
· Tarımda izlenebilirliğin oluşturulması
· Gıda güvenliğinin sağlanması,
olarak ortaya çıkmaktadır.
Buda ilgili yönetmeliklerin, sertifikasyonların, denetimlerin, yaptırımların ve bunların sağlanması yönünde verilecek eğitimlerin bir sistem içinde tanımlanmasını zorunlu hale getirmektedir. İyi tarım uygulamaları, sektörde basit bir kalite kontrol sistemini değil, ara adımları da içersine alan sebep sonuç ilişkisi ile birlikte çevreyi de gözeten bir yapıyı tanımlamaktadır.
Gelişen teknoloji ile birlik tarımda verimliğin ve çeşitliğin arttırılmasında önemli oranda yol kat edilmiş olmakla birlikte, doğallıktan uzaklaşıldığı da bir gerçektir. Bu noktada, yeni uygulanan teknolojiler, bize önemli avantajlar sağlarken bunlardan bazılarının çevre ve canlılar üzerindeki uzun vadeli olası etkileri üzerinde artık insanlık bilinçlenmeye başlamıştır. Ulaşımdaki gelişmeler sebebiyle tarım ürünlerinin artık üretildikleri noktalardan çok uzaklarda tüketilebildikleri veya insanların başka bölgelere seyahat ederek oralarda tüketici olduklarını düşünürsek, insanların yiyip içtikleri konusunda neden daha duyarlı olmaya başladıklarını anlayabiliriz.
Gerek tarım ürünleri ihracatında gerekse turizm konularında iddialı olan ülkemiz hem kendi vatandaşları hem de tüm dünya için iyi tarım uygulamalarını sağlamak adına gerekli sistemleri dünya standartlarında kurmak zorundadır.
Nazike ÖRGE
Ziraat Mühendisi
İTU Kontrolörü